Çeviriler

Untara’dan Kore espor sitesi Naver’a mektup

1907 Fenerbahçe Espor’un Koreli üst koridor oyuncusu Untara, Kore’nin ünlü espor sitelerinden Naver’a bir mektup yazdı. Bu adreste bulunan mektubu sizlerle paylaşıyoruz.

Not: Mektup Korece yazıldığı için çeviride hatalar olabilir.

Kaynak: https://sports.news.naver.com/esports/news/read.nhn?oid=502&aid=0000000316&viewType=COLUMN

Untara

Untara

Burası İstanbul, tarih 26 Haziran, saat sabah 9’u gösteriyor. Kalemizdeki insanlar erken uyuyor ve yine yapmak istediklerini yapabilmek için erken uyanıyor. Şu anda sağlığıma çok önem veriyorum. Normal bir insanın çalışma saati gibi sabah 8-9 gibi uyanıyorum.

Önce Starbucks’a uğruyorum, Venti boy Ice Americano’mu alıp orada 30 dakika kadar vakit geçirdikten sonra 9.40 gibi spor salonuna uğruyorum. Hem esneklik hem de güç antrenmanı yapıyorum. Bu antrenmanı yaparken gerçekten çok zorlandığınızı hissediyorsunuz ama aslında Kore’deyken ölümüne yorulana kadar antrenmanı sürdürüyordum.

Gaming house’taki antrenman odasına döndüğümde saat yaklaşık 11.00 oluyor. Bu da hemen hemen LCK’in başlama saatine denk geliyor. Maçları izlemek için yaklaşık 1 saat geçiriyorum ve 12.00 gibi SoloQ atmaya başlıyorum. Takım antrenmanı ise 15.00 gibi başlıyor. Ara vermeden tüm scrim’leri oynarsak, maçlar bittiğinde saat 21.00’i geçmiş oluyor. Ardından pilav ile beslenip 00.00’a kadar yine SoloQ atıyorum, 15 dakika koşuyorum ve uykuya gidiyorum. Neredeyse her gün aynı takvimi uyguluyorum.

Türkiye’ye gelip farklı bir kültürle tanışmanın hayatıma büyük katkı sağlayacağını düşündüğüm için buraya geldim. 1907 Fenerbahçe gerçekten benimle ilgilendi. Bir süre Çin’de de bulunmuştum ama oradaki ortam çok kötüydü.

Untara

Untara

İlk maçtan önce çok gergindim. Uzun süredir hissetmediğim bir gerginlikti. Maçın sonunda çok üzgündüm, hazırladığımız şeyleri gösterememiştik ancak bir sonraki maç çok iyiydi ve kendime güvenim yerine geldi. Bir zamanlar hissettiğim o hissi geri kazandım, galibiyet aldığımda gelen endorfin ya da adrenalin hissi, bunlar güzel hisler.

Türkiye’deki hayata olabildiğince adapte olmaya çalışıyorum. Kore’yi özlüyorum tabii ki ama buraya çalışmaya geldim ve bununla ilgili şikâyet etmeyeceğim. Kore hasreti çekerek yaşayamam, bu yüzden neler yapabileceğime bakıp şu anki gerçeğime göre hayatımı yaşıyorum. Egzersiz yapmak da bunun bir parçası.

Wolf’u hâlâ çok seviyorum, iletişime geçebildiğim yegane insanlardan birisi. Konuşmamız hep onun “Ne yapıyorsun?” diye sormasıyla başlıyor ve ben de “SoloQ’dayım” diyorum ya da ufak şakalaşmalar oluyor. Wolf sayesinde buradaki Kore restoranlarını öğrendim, hem lezzetliler hem de tahmin ettiğimden çok daha ucuzlar ama içkiler oldukça pahalı. Mesela sojunun buradaki fiyatı 10.000 WON’a (50 TL) denk geliyor. İçki içmeyi seviyorum ama Türkiye’de hiç içmedim, fırsatım vardı ama yapmak istemedim, sağlığıma dikkat ediyorum.

Kısa süre önce sırtımda ağrı hissetmeye başladım, o kadar acı vericiydi ki spor yapmaya başlamam gerektiğini fark ettim. YouTube hesabıma bakarsanız, son izlediğim videoların ya da izlediğim videolarla alakalı videoların hep spor ya da sağlıklı yaşam videosu olduğunu görürsünüz. Diğer hobilerimden arta kalan zamanlarda da genellikle anime izliyorum.

Türkiye’yle Kore’yi kıyaslamam gerekirse, oldukça farklılar. Başta çok şaşırmıştım. Ben sigara içmeyen biriyim ama burada her yerde sigara içmek sokakta sigara içmek kadar doğal görünüyor. Bir keresinde hamburger yemeye gitmiştik ve arkadaki bir yolcu sigara içiyordu, şoke olmuştum.

Sokakta beni şaşırtan çok şey var. Birisi çok fazla çöp kutusu olması, diğeri de çok fazla köpek olması. Köpekler Pokémon gibi, bir anda bir köpek beliriyor. Sahipsiz o kadar çok köpek var ki. Yemekler konusunda da kebap oldukça iyi, özellikle et kebap ama yemeklerde çok fazla baharat var. Burada pilava ne koyuyorlar bilmiyorum ama ben normalde tofu yiyen birisiyim, burada tofu yedim ve yutamadan çıkarmak zorunda kaldım. Tadı benim bildiğim tofudan çok farklıydı. 

Evimiz oldukça güzel. Antrenman evine 10 dakika yürüme uzaklığında, böylece tembellik yapmıyoruz, sonuçta bir şekilde gitmem gerek. Buraya geldiğimden beri çok zayıfladım, geçtiğimiz gün yolda yürürken Wolf’a rastladım ve bana “nasıl bu kadar küçüldüğümü” sordu. Bir zamanlar o da kiloluydu ve kiloluyken her şey çok zor oluyor.

Antrenman evimiz 13 katlı bir binada, bizim yerimiz 10. katta, binanın önünde bir havuz var. Burada yüzmeye çok fazla vakit ayırdım, çocukken bunu yapmazdım çünkü suya düştüğüm bir anım vardı, o yüzden sadece suya ayağımı sokup yüzmeden dönerdim. Antrenman evimize gelince, Kore’deki antrenman evinden bir farkı var diyemem.

Takımım 1907 Fenerbahçe, Türkiye’de çok çok ünlü. Çoğunuzun bileceği üzere çok bilinen bir futbol kulübünün takımı. Ayrıca Fenerbahçe’nin Galatasaray ve Beşiktaş ile rekabeti var. LoL’de de bu rekabet devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Galatasaray’a karşı oynadık, Kore’den örnek vermek gerekirse SKT-kt maçı gibiydi. Maç oynanırken çok fazla tezahürat ve alkış vardı, kazandığımızda çok sevindim.

Açıkçası çok fazla izleyici yok. İzleyicilerin çok olduğu ilk maç açılış maçıydı, bir de Galatasaray ile oynadığımızda sahne doluydu. Onun dışında yalnızca birkaç düzine izleyici oluyor. Çoğu erkek ama tezahüratlar müthiş. Buradan mesajımı okuyan Türk izleyiciler olursa, lütfen sahneye gelip bir futbol maçındaymış gibi tezahürat yapmaya devam edin, bunu tecrübe etmek çok ama çok güzeldi.

Burada oyuncuların birbirini kışkırtmasına yönelik bir kültür var. Örnek olarak bir sonraki rakibin kim olursa olsun maça çıkmadan önce “benden düşüksün” tarzı tweet’ler atılabiliyor. Arkasındaki sebebi düşünmedim, hâlâ yeni yeni yerleşiyormuş gibi görünüyor ve insanların bu konuda kafası karışık, saygısızca mı yoksa değil mi karar veremedim.

Takım arkadaşlarımla oldukça yakınım. Orta koridorumuz Bolulu resmen tatlı bir pamuk gibi. İngilizceyi çok iyi konuşuyor ve seviyemi geliştirmeme yardımcı oluyor. Maç içinde shotcall (karar verip söylediğimde) yaptığımda bunu aktarmamı sağlıyor, çünkü ben aynı anda 1-2 kelime söyleyebiliyorum.

Takım arkadaşlarımla çok eğlendik, hepsi çok genç ve takımdaki en yaşlı oyuncu benim. Takım atmosferi çok güzel, tabii bunun bir sebebi de çok fazla maç kazanıyor olmamız. Henüz İngilizce konusunda yeteri kadar iyi değilim, o yüzden bazı yerlerde hassas konularda hata yaptığım olabiliyor ama bu sorun olmuyor. İngilizce öğrenimim şu anda biraz yavaş ilerliyor, YouTube üzerinden çalışmaya devam ediyorum, her gün öğrendiğim yeni şeyleri gün içinde kullanmaya gayret ediyorum. Bazen de yabancı pop şarkıları ya da yayıncıları açıp İngilizceye olan aşinalığımı artırıyorum.

Tabii ki LCK’i de unutmuş değilim. Her şey iyi görünüyor. Şu an orada yaz mevsimi ve bahara oranla lig farklı görünüyor. Griffin çok iyi, bir süredir Sword ile konuşuyorum ve takımın oynarken eğlendiğini öğrendim. LCK yayınına baktığımda genellikle SANDBOX Gaming maçlarında adımın telaffuz edildiğini duyuyorum. Bu yüzden minnettarım diyebilirim, özellikle de OnFleek tarafından unutulmadığım için.

Beni hâlâ hatırlayan CJ taraftarlarına, SKT taraftarlarına ve YouTube takipçilerine teşekkür ederim. Yaklaşık olarak 1 aydır Türkiye’deyim ve henüz taraftarlara bir şey deme fırsatım olmamıştı. Lütfen beni desteklemeyi unutmayın, şu an burada yaşıyorum ve gerçekten çok çalışıyorum. Türkiye’de Twitch’te ya da YouTube’da özel bir yayın yapacağım. Yalnız kaldığımda bir içerik üreteceğim ve bence bunu yapmak eğlenceli olacak, belki de bir vlog yaparım. İleride tekrar Kore’ye geleceğim, sabrınız için ayrıca teşekkür ederim.

Görüşünü belirt

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Haberler

To Top