Çeviriler

Frozen: Türk ligi benim dönüm noktam

2016 yılında Longzhu Gaming’den ayrılarak yeni kurulan 1907 Fenerbahçe’ye gelen Kim “Frozen” Tae-il, ülkemizde geçirdiği iki yılda ligdeki dominant oyunu ve sıcakkanlı karakteriyle herkesin gönlünde taht kurmuştu. 2016 Yaz Mevsiminde şampiyonluk yaşayan ve 2017 Dünya Şampiyonası’nda grup aşamasına kalmayı başaran Frozen, başarısız geçen 2018 sezonunun ardından sözleşmesinin de bitmesiyle takımdan ayrılmıştı. Ayrılığının ardından Fomos’a verdiği röportajını sizin için çevirdik.

Frozen

Nasılsın?

Rahatım ve keyfime bakıyorum. 20 yaşından beri öğrenmek istediğim Jiujitsu’ya başladım. Arkadaşlarımla dışarı çıkıyorum. İngilizce kursuna gitmeye başladım. Yeni insanlarla tanışıyorum.

2017 sezonunda 1907 Fenerbahçe ile Dünya Şampiyonası’na katılabilmiştin. Bu sene bunu başaramadınız.

Beklentilerimiz çok büyüktü, hayal kırıklığına uğradım. Sıralamayı düşünmüyorum. Buna rağmen içimde, yaz sezonunda kış sezonuna nazaran daha iyi oynayabileceğim hissi hep vardı ama takımdaki bir oyuncu takımın başarısız olmasını istiyordu. Kendisinin “en iyi” olduğunu ve yerinin burası olmadığını düşünüyordu.

Geçtiğimiz sezon iki mevsimde de SuperMassive bence çok iyi oynadı.

Onların iyi oynadığı doğru ancak onlara karşı oynadığımız dört lig karşılaşmasında iki galibiyet alabilmiştik. Yaz playoff’larında karşılaştığımızda ilk maçı kazanmıştık. Eğer onlara karşı bir şey yapamamış ve dört kez kaybetmiş olsaydım, farklı olurdu. Geriye dönüp bakmam gerekirse, eğer birlikteliğimiz olsaydı o seriyi kazanırdık. Bizi SuperMassive yenmedi, biz kendi kendimize yenildik. Demin bahsettiğim arkadaşım birlikte iyi bir şeyler başarma kafasında değildi. Bu aklıma geldiği zaman ateşim çıkıyor ve uyuyamıyorum.

Güney Kore’de gerçekleştirilen Dünya Şampiyonası’nı izledin mi?

İzlemek istemedim. SuperMassive’in maçlarını izlemedim, sadece özetlerine baktım. İzlemesi çok zordu. Elimden çalınmış gibi hissediyordum. Dünya Şampiyonası’na her sene katılamadım ama VFŞL’yle gurur duyuyorum. Kendimi üzgün hissediyordum. Bu yüzden, kendimi toplayacak zamana ihtiyacım vardı.

VFŞL’ye ilk gittiğin zamanla şimdi arasında büyük bir ilerleme oldu.

Ligdeki yabancı sayısı arttı. Her takımın iki yabancı hakkı var ve ayrıca bir yabancı koç alıyorlar. Gelişime açık bir lig. Buna rağmen, diğer liglere göre aşağıda kaldığı doğru. Bunun biraz da oradaki kültürle alakası var. Güney Kore’nin aksine, koçlara hiçbir önem verilmiyor ve her zaman oyuncular dinleniyor. Bizim takımımızda böyle değildi ama diğer takımlar böyle yaptı.

Son yıllarda, Türkiye liginde çok para harcanmaya başladı.

VFŞL oyunculara çok para harcanan bir yer değil. Yanlış anlaşılma var. Futbol takımlarına (Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş) gidenler çok para alacaklarını düşünüyorlar. Belirli birkaç takım dışında iyi para veren takım yok. Takım sahiplerinin parası olsa bile, takımın harcamalarını sponsorluklarla çıkarmaya çalışıyorlar.

Türkiye’de geçirdiğin iki yıl boyunca oradaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?

Güney Kore’de iyi oynamadım. Frozen adında bir oyuncu yok gibiydi. VFŞL’ye gittiğim için hiç pişman değilim. İyi bir karardı. Benim için bir dönüm noktası oldu. Güney Kore’de geçirdiğim üç yıl zordu. Türkiye’ye gittim ve kendimi geliştirdim. Artık yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmişti.

Türk ligi nasıldı? Hiç bilmediğin bir ülkeye gitmek zor olmalı.

Zordu çünkü tercüman yoktu. Ayrıca kendi yaşadığım yeri de özlemiştim. Artık dil konusunda sorun çekmiyorum ve oyuncularla arkadaşlığım iyi. Yaşam rahattı ve takım olarak iyiydik. Diğer yabancı oyuncular zor olduğunu söylüyordu. Türkiye’de ilginç şeyler de yaptım. Vapura bindim ve martılara simit attım. Orada da internet cafe ve karaoke kültürü bulunuyor. Sokak kedilerinin insanlarla arası çok iyi. Eğer biri onları çağırırsa, hiç kaçmadan geliyorlardı.

Frozen

Yurt dışına çıktığımda beni en çok zorlayan şey dil oluyor.

Oyuncularla konuşmak istiyordum. Onlara yardım etmek istediğimde detaylara girmek istiyordum ama giremiyordum. Dili öğrenmem gerektiğini düşündüm. Tek başıma antrenman yaparken gerekli kelimelere ve cümlelere çalıştım. İlk başta ne yaptığımı bilmiyormuşum gibi hissettim. Sanki doğru anda doğru cümleyi kuramıyordum. Üç ay geçti ve kendimi geliştirmeye başladım. Altı ay geçti ve artık iletişimde hiç problem kalmadı. Takımımızda bir çaylak oyuncu vardı ve o sorun yaşadığında tecrübeli oyuncu onu parka götürüyor ve hikayeler anlatıyordu. Takım arkadaşlarım benim kardeşlerim gibiydi ve hepsinin geçmişlerini biliyorum. Takımın büyüğü olarak onlara çok danışmanlık yaptım.

Yapamadığın bir şey oldu mu?

Kendimle çok ilgilenemedim. Artık ilgilenmeye başladım ama daha erken başlamadığım için üzülüyorum.

Dışarıdan baktığında kendini nasıl görüyorsun?

Bir takım yetkilisi olsaydım, Frozen’a şüpheyle bakardım. Örneğin, kendini kanıtlamış ve yeteneklerini göstermiş bir oyuncuya direkt kontrat önerebilirsin. Eğer bana gelirsek, ben iyi yapabileceğimi düşünerek başlarım. O yüzden önümde bir test görüyorum. Takım hakkında çok düşündüm ve gerçeklerle yüzleşmeye çalıştım. Bu yıl çok kısaydı ve kendimi kanıtlayacağım bir ortam olmadı. Ben riskli bir oyuncuyum ve benim takımda ne rol oynayabileceğimi ve neler yapabileceğimi test ederek görebilirler. Türk liginde kendimi ne kadar geliştirmek istediğimi size göstermek istiyorum.

Sözlerine bakarsak önce Güney Kore’de bir takım düşünüyorsun?

Evet, önce Güney Kore. Ardından Türkiye. Sonra Avrupa ve Kuzey Amerika. Her yere gidebilirim. Bu konuda açık görüşlüyüm.

Profesyonel bir oyuncu olarak hayalin nedir?

Ben unutulmaz bir oyuncu olmak istiyorum. Kendi adımı göstermek istiyorum. Hayallerimin peşinde koşmak istiyorum.

Görüşünü belirt

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Haberler

To Top